Şerit Komutlarını Atla
Ana içeriğe atla

ANASAYFA

:

turizm

Giriş
TURİZM
 
İlimiz Denizli, yerel ve milli kültür dokusuyla, antik çağlardan günümüze uzanan tarihi ve doğal güzellikleri, gelişmiş sanayi ve tarımsal zenginliklerine ek olarak, bir turizm kenti olma özelliğine de sahiptir. Bu yönüyle Denizli, kendi sınırları dışında kazanılmış gelirleri de çekerek, ekonomik refahı mevcut kaynaklarına nazaran daha fazla yükseltmeyi başarmıştır. Denizli ekonomisinde önemli bir yeri olan turizm sektörü, son yıllarda büyük gelişmeler göstermiştir. Ayrıca mevcut potansiyeller değerlendirildiğinde daha başka turizm alanları da yaratılabilecektir. Denizli ve çevresinde bu potansiyel fazlasıyla bulunmaktadır 2001 yılında toplam 1.108.000 turistin ziyaret ettiği Denizli'yi 2002 yılında 1.100.000 yabancı, 770.000 yerli turist ziyaret etmiştir. 2002 yılında %40'lık bir artış gerçekleşmiştir.
 
 
DENİZLİ İLİNİN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
 
 
PAMUKKALE:
 
 
            Antik adı Hierapolis olan Pamukkale, Denizli Merkez İlçe'nin 19 km. kuzeyinde, 1840m. yüksekliğinde, Büyük Çökelez (Salpakoz) Dağı'nın güney eteklerinde yer almaktadır. Sırtını Çökelez Dağı'na yaslamış, yüzünü de zengin Çürüksu (Lykos) Ovası ile başlarından kar eksilmeyen Babadağ, Karcı ve Honaz Dağları'na çevirmiştir. Hierapolis şehrinin kuruluşu çok eskiye dayanmaktadır. Bergama Kralı II. Eumenes tarafından M.Ö. 190 yılında kurulan şehre, kutsal şehir anlamına gelen "Hierapolis" ismi verilmiştir Bu ad, efsanevi kahraman Telefos'un güzel karısı "Hiera" dan gelmektedir. Hellenistik özellik taşıyan şehir, Bergama Kralı III: Attolos'un vasiyeti üzerine Bergama ile birlikte Romalılar'ın eline geçmiştir. Kent, M.S. 17'de, Roma İmparatoru Tiberius zamanında şiddetli bir deprem ile yıkılmıştır. Yeniden inşa edilen şehir, tamamen Roma karakterine bürünüp M.S. II. ve III. yüzyıllarda, Roma İmparatoru Septimus Seferrus ve Caracalla devirlerinde büyük bir refaha kavuşarak altın devirlerini yaşamış ve Roma İmparatorluğu'nun ileri gelenlerinin sayfiye şehri olmuştur. Hierapolis'de büyük Yahudi nüfusunun hakim olduğu M.S. 80'li dönemlerde İsa'nın 12 havarisinden biri Hıristiyanlığı yaymak üzere buraya gelmiş, ancak işkenceyle öldürülmüştür. Bizans Devrinde piskoposluk merkezi haline gelen Hierapolis, M.S. 395'de Bizans yönetimine geçmiş, M.S. 1210'da Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında da Selçuklular tarafından alınmıştır. 1354 yılında meydana gelen depremler yüzünden şehir tekrar harap olmuştur. Hierapolis'de şimdiye kadar ayakta kalan Bizans devrine ait belli başlı tarihi kalıntılar şunlardır: Roma Hamamı, Kültür Bakanlığı tarafından 1992 yılında müze haline getirilmiştir. Kapalı olan ve sonradan onarılarak eski haline getirilen yüksek tonozlar müze olarak kullanılmaktadır. Müze 1 Şubat 1984 tarihinde ziyarete açılmıştır.
 
 
LAODİKYA (LAODİKEİA):
 
 
            M.Ö. 261-253 yılları arasında kurulan Laodikeia kenti, Anadolu'nun önemli ticaret merkezlerinden biridir. Denizli'nin Çürüksu Vadisi'ndeki, döneminde Avrupa'nın tekstil merkezi olan tarihi Laodikeia antik kenti, nihayet gün ışığına çıkarılıyor. Antik kentteki kazı çalışmaları Denizli Müze Müdürlüğü ve Pamukkale Üniversitesi tarafından gerçekleştirilecek olup tamamı ortaya çıktığında en az Efes Antik Kenti kadar büyük olacağı tahmin edilen Laodikeia, aynı zamanda Denizli turizmini de önemli ölçüde canlandıracak. Laodikeia antik kentinin gelişmişliği, coğrafi konumu ile olduğu kadar toprağın verimliliği ve buradaki yün, kumaş ticaretinin yoğunluğu ile de açıklanıyor. Kentin bu ticari önem ışığında büyük bir bankacılık merkezi halini aldığı biliniyor. Aynı dönemlerde tekstil üretimlerini konfeksiyonculuğa dönüştüren kent, Avrupa'nın da moda merkezi haline geldi. Tüm Lycos Vadisi kentleri ile birlikte M.S. 60 yılındaki depremle yerle bir oldu. Roma İmparatorluğu'nun yardımı olmadan, kent kendi yaralarını sardı. Laodikeia M.S. 494'teki büyük depremde tamamen yıkıldı ve bir daha toparlanamadı. Denizli İli'nin 6 km. kuzeyinde yer alan antik Laodikeia kenti coğrafi bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok "Lykos'un kıyısındaki Laodikeia" şeklinde geçmektedir. Tarihçi Plinius'a göre Laodikeia, önceleri Diospolis "Zeus'un şehri", daha sonraları da Rhoas adını taşıyan bir köyün yıkıntıları üzerine inşa edilmiştir. Diospolis adı, buradaki Zeus kültüne verilen önemin bir simgesidir. Rhoas adı ise, yerli Anadolu dillerinden birine ait olabilir. Diğer antik kaynaklara göre ise, kent İ.Ö. 263-261 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve şehre Antiokhos'un karısı Laodike'nin adı verilmiştir. Laodikeia, İ.Ö.1. yüzyılda, Anadolu'nun en önemli ve ünlü kentlerinden biridir. Şehirdeki büyük sanat eserleri bu döneme ait olduğu gibi, yine bu yüzyılda burada düzenlenen gladyatör döğüşleri şehre ayrı bir önem kazandırmıştır. Romalılar Laodikeia'ya özel bir önem vermişlerdir. Ünlü devlet adamı ve hatip Çicero, İ.Ö.50 yılında buraya gelmiş ve kentin bazı hukuki sorunları ile uğraşmıştır. Yine bu tarihlerde Romalılar, Laodikeia'yı Kibyra (horzum) conventusunun merkezi yapmışlardır. Roma İmparatoru Hadrianus, İ.S. 129 yılında şehri ziyaret etmiş ve buradan Roma'ya mektuplar yazmıştır. Kent ile Roma arasındaki ilişkilerin ne kadar iyi olduğunu gösteren diğer bir kanıt da, İ.S. 90-146 yılları arasında bu kentte yaşadığı bilinen ünlü Zenon ailesinin sahip olduğu mevki, servet ve imtiyazlardır. Nitekim, bu aileden olan Polemon adında biri, Antonius tarafından Lykaonia, Kilikia ve Pontus'a yönetici olarak atanmıştır. Yazıtlar ve sikkeler, Laodikeia'nın dini hayatı hakkında da bilgiler vermektedir. İmparatorluk devrine ait çok sayıdaki sikke üzerinde görülen Zeus Laodiokos figürü, bu kentte Zeus kültüne verilen önemin göstergesidir. Laodikeia'nın geç devirlerine ilişkin bilgilerimiz çok sınırlıdır. Birkaç metin bize, Hırıstiyanlığın başlangıç devirlerinde Laodikeia'nın durumu hakkında bazı ipuçları veriyor. Diğer yerlerde olduğu gibi, burada da Hırıstiyanlık, önce Yahudi toplumunu etkilemiştir. Nitekim Küçük Asia'nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte bulunması Hırıstiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Antik devirde Goncalı ve Eskihisar köyleri yakınlarında kurulmuş olan Laodikeia kentinin hangi nedenle tümüyle terkedildiğini bilmiyoruz. Ancak, büyük depremlerin bunda rol oynadığını tahmin etmek güç değildir. İ.S. 194 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem şehri yerle bir etmiştir.
 
 
TİYATRO:
 
 
            M.S. II. yüzyılda yapılmıştır. Roma tiyatrosu tipindedir. Meyilli bir arazi üzerine kurulmuştur. 15-20 bin kişilik kapasiteye sahiptir. Niobitlerin öldürülmesi ve Apollon-Dionisos gibi eserler mevcuttur. Bunlardan başka Apollon Mabedi, Abidevi Çeşme, Büyük Kilise, Domitian Zafer Kapısı, Hamam, Bazalika St. Philipe, Martyrium (Oktogon), Kilise, su deposu, Kuzey Bizans Kapısı, Roma Güney Kapısı, Şehir Surları, Nekropol, Sütunlu Kilise, Sütunlu Cadde, Agora, Cin Deliği (Plutonium) gibi kalıntılara rastlanmaktadır. Kaynaktan çıkan su Özel İdare'ye ait motelin bahçesinde bulunan havuza dolduktan sonra kendi oluşturduğu kanallar içinde akar. Bu su sağlı sollu traverten oluşumu sağlar. Travertenlerden akan suyun yüzeye çıktığındaki sıcaklığı 35 0C'dir. Bu su çeşitli radyoaktif maddelerin yanı sıra erimiş maddeler, kalsiyum ve yüksek oranda karbondioksit içerir. Ayrıca şifa verici özelliği de çok ünlüdür. Suyun, deri, damar, göğüs hastalıkları ile kalp hastalıklarına iyi geldiği, insanı genç ve dinç tuttuğu bilinmektedir. Pamukkale, şifalı suları ve büyüleyici görüntüsü ile eşine az rastlanır bir doğa harikasıdır. Dünyanın sayılı turizm merkezlerinden olan Pamukkale'yi her yıl yerli ve yabancı yüz binlerce turist ziyaret etmektedir. Denizli'nin turistik önemi şüphesiz Pamukkale'den gelmektedir. Uluslararası ünü olan Pamukkale, pamuk dağı görünümündeki eşsiz travertenleri ile yerli ve yabancı turizme yaz-kış hizmet veriyor. Travertenleri meydana getiren su, yazın ılık, kışın sıcak olduğu için her mevsim çevredeki otellerin havuz ve hamamlarında yararlanılmaktadır. Şifalı sularından yararlanmak için sürekli hasta getirilen bir termal yöre olma özelliği taşır. Travertenler üzerinde dolaşmak yasaktır. Önümüzdeki günlerde oluşturulması düşünülen küçük havuzlarda ayakkabısız olarak gezilebilecektir. Ziyaret sırasında travertenlere zarar verilmemesi ve görevlilerin uyarılarına uyulması oldukça önemlidir. Çünkü Pamukkale bir doğa harikası ve dünya mirasıdır. Konaklama ve Yeme-İçme Pamukkale ve çevresinde bulunan belediye belgeli 35 tesis toplam 4653 yatak kapasitesine sahiptir. Turizm Bakanlığı'ndan işletme belgesi bulunan 6 tesiste 2569 yatak mevcuttur.
 
Ulaşım
 
            İzmir Adnan Menderes Havaalanı 240 km., Çardak Havaalanı 60 km. uzaklıktadır.
Türk Hava Yolları, Çardak Havaalanına İstanbul-Denizli arasında karşılıklı seferler yapmakta
olup, Çardak ile şehir merkezi arasında Türk Hava Yollarının servis araçları çalışmaktadır. Denizli'den, İstanbul, Ankara, İzmir'e, kara ve demir yolu ulaşımı vardır. Denizli'den Pamukkale'ye de sürekli ulaşım sağlanmaktadır.
 
 
Görülecek Yerler:
 
 
            Pamukkale, Roma Hamamı, Antik Tiyatro, Apollon Mabedi, ana cadde ve kapılar, surlar, St. Philip Martyriyumu, kiliseler, Negrapol, Güney Bizans Kapısı, Kuzey Bizans Kapısı ve müzedeki eserler gezilip görülebilir.
 
DENİZLİ'DE PAMUKKALE DIŞINDA GEZİLECEK YERLER
 
            Akhan Kervansarayı: Denizli-Afyon Karayolu'nun 7. km.'sinde bulunan ve aynı adı taşıyan köyün girişindedir. Anadolu Selçuklularının batıdaki son kervansaraylarından biridir.
 
            Çardak Han: Denizli-Afyon Karayolu üzerinde Çardak İlçe Merkezi'nin hemen çıkışında bulunan Han, Alaattin Keykubat zamanında, Keykubat'ın azatlı kölesi ve emirlerinden Abdullah El-Şahabi tarafından 1230 yılında yapılmıştır.
 
            Çamlık: Şehir Merkezinde olup, asfalt yolu vardır. Bol miktarda suyu ve yeme-içme tesisleri mevcuttur.
 
            Vali Çeşmesi: Denizli-Antalya Karayolu üzerinde, 20 km. mesafededir. Serin havası ve soğuk suyu ile iyi bir dinlenme yeridir. Yeme-içme için tesisler mevcuttur.
 
            Sakız Şelalesi: Denizli'ye 27 km. uzaklıkta olup, ulaşım için yeterli yol mevcuttur. Yerli ve yabancı turistlerin bir hayli ilgisini çekmektedir.
 
ACIPAYAM İLÇESİ
 
            Acıpayam Çamlığı: İlçe merkezine 1 km. uzaklıkta olup, yeme içme tesisleriyle birlikte yüzme havuzu da bulunmaktadır.
 
            Dalaman Çayı Havzası: Dalaman Çayı civarında olup, koruma altına alınan ağaçlarıyla dinlenmek için elverişli bölgelerdendir.
 
ÇAMELİ İLÇESİ
 
            Karagöz Yaylası: Çameli İlçesi'ne 22 km. uzaklıkta bulunan iki dağ arasında geniş alana yayılmış, bol suyu olan, yayla evleriyle süslenmiş güzel beldelerden biridir.
 
            SERİNHİSAR İLÇESİ Yatağan Kasabası'na 5 km. uzaklıkta yer alan yayla, çam ağaçlarıyla çevrilidir ve kamp yapmaya oldukça elverişlidir.
 
HONAZ İLÇESİ
 
            Honaz Dağı: Honaz Yaylaları dinlenmek için uygun yerlerdir. Honaz Dağı, Milli Park ilan edilmiş olup, kayak merkezi çalışmaları devam etmektedir.
 
BABADAĞ İLÇESİ
 
            Babadağ Yaylaları: Bol suyuyla yöre halkının ilgisini çekmektedir. Babadağ ise dağcılık sporları için ilimizin en uygun dağıdır.
 
BEYAĞAÇ
 
            Kartal Gölü: 2.000 metrede oluşan Kartal Gölü, gezilip görülecek önemli yerlerdendir. Ulaşım stabilize olarak sağlanmaktadır.
 
BULDAN İLÇESİ
 
            Kestane Deresi: İlçeye 1.5 km. uzaklıktadır. Belediyece işletilen lokantası mevcuttur. 200'e yakın çeşmesiyle, yeşilin en güzel tonlarına ve kuş seslerine sahiptir.
 
            Süleymanlı Yaylası: Buldan'a 8 km. uzaklıktadır. Ormanların eteğinde nefis bir de göl mevcuttur. Gölün kenarında yemyeşil bir yayla alanı vardır ve yörede bolca yaban ördeği bulunur. Ayrıca Maliye Bakanlığı tarafından köylere ayrılan yardım fonundan otel ve lokanta yapılmıştır.
 
 
GÜNEY İLÇESİ
 
            Güney Şelalesi: Güney İlçesi'ne 12 km. uzaklıkta olup, Büyük Menderes Nehri civarındadır. 10 m. yükseklikten düşen su doğal bir güzellik meydana getirir. Şelale altında yer alan mağaralarda pek çok sarkıt vardır.